Doğru Zor, Ama En Büyük Kazançtır
Kısa vadede kaybettiren, uzun vadede kazandıran bir şey varsa; o da doğruluktur.
Doğru konuşmak, doğru yolda yürümek, doğru iş yapmak…
Bugünün dünyasında bunlar kulağa ne yazık ki “lüks” gibi geliyor.
Çünkü hızlı kazancın, kısa yolların ve anlık çıkarların yüceltildiği bir çağdayız.
Ama her çağda değişmeyen tek bir gerçek vardır:
Doğru, er ya da geç kazandırır.
Bugün doğru konuşanlar çoğu zaman yalnız kalıyor.
Doğru iş yapanlar “enayi” yerine konuluyor.
Doğru arkadaş seçenler kalabalıkların dışında bırakılıyor.
Doğrunun yanında duranlar, yanlışın gürültüsü altında ezilmeye çalışılıyor.
Ama kimse şunu sormuyor:
Bu yanlışların bedeli ne zaman ödenecek?
Kısa Yolun Sonu Uzundur
Doğru olmayan bir söz, belki günü kurtarır.
Ama yarını ipotek altına alır.
Doğru olmayan bir iş, belki cüzdanı doldurur.
Ama vicdanı boşaltır.
Yanlış arkadaşlıklar, belki yalnızlığı bastırır.
Ama insanı kendi özünden uzaklaştırır.
Hayatta en pahalı şeylerden biri de şudur:
Sonradan gelen pişmanlık.
Çünkü pişmanlık;
– geri alınamayan sözlerin,
– düzeltilemeyen hataların,
– kaybedilen güvenlerin
sessiz çığlığıdır.
Doğru İnsan Kendi Kaderini İnşa Eder
İnsanın kaderi sadece başına gelenler değildir.
Aynı zamanda yaptığı tercihlerdir.
Kimi doğruyu seçer, bedelini öder ama yolunu kaybetmez.
Kimi yanlışı seçer, kazandığını sanır ama kendini kaybeder.
Gerçek şu ki;
İnsanın geleceği, çoğu zaman kendi elindedir.
– Hangi sözü söylediği,
– Hangi işin altına imza attığı,
– Kiminle yol yürüdüğü,
– Hangi tarafın yanında durduğu
geleceğini sessizce şekillendirir.
Doğru Sessizdir Ama Kalıcıdır
Doğru, bağırmaz.
Reklam yapmaz.
Alkış beklemez.
Ama kalıcıdır.
Zamana dayanıklıdır.
Ve en önemlisi: insanın başını yastığa rahat koymasını sağlar.
Bugün doğru olmak zor olabilir.
Bugün doğru kalmak bedel gerektirebilir.
Ama yarın geriye dönüp bakıldığında, insanın kendine söyleyebileceği en değerli cümle şudur:
“Zor oldu ama doğruydu.”
İşte bu cümle,
hiçbir maddi kazançla ölçülemeyecek kadar büyük bir servettir.
