Van’dan Edirne’ye Siirtliler: Türkiye’nin Dört Bir Yanında Bir Başarı ve Kültür Hikâyesi

Siirtlilerin Türkiye’nin dört bir yanına yayılan varlığı, yalnızca bir göç hikâyesi değil; aynı zamanda ticaret, üretim, kültür ve dayanışma üzerinden yazılmış güçlü bir toplumsal başarı öyküsüdür.

Ekonomi 5.02.2026 13:51:00 0
Van’dan Edirne’ye Siirtliler: Türkiye’nin Dört Bir Yanında Bir Başarı ve Kültür Hikâyesi

Van’dan Edirne’ye Siirtliler: Türkiye’nin Dört Bir Yanında Bir Başarı ve Kültür Hikâyesi

Siirtlilerin Türkiye’nin dört bir yanına yayılan varlığı, yalnızca bir göç hikâyesi değil; aynı zamanda ticaret, üretim, kültür ve dayanışma üzerinden yazılmış güçlü bir toplumsal başarı öyküsüdür. 

Yazar Murat Akdemir’in kaleme aldığı dikkat çekici değerlendirme, bu gerçeği hem kişisel tanıklıklarla hem de somut örneklerle ortaya koyuyor.

Akdemir, 1979 yılında yaklaşık bir yıl kaldığı Van’dan başlayarak, Siirtlilerin Anadolu’nun farklı şehirlerinde nasıl etkili bir ekonomik ve sosyal ağ kurduklarını anlatıyor. 

O yıllarda Van ve çevresinde otelcilikten beyaz eşya bayiliğine, toptan gıdadan sınır ticaretine kadar pek çok alanda Siirtli esnaf ve iş insanlarının söz sahibi olduğuna dikkat çekiyor.

 Aynı tabloyu 1980’li yılların başında İzmir’de, sonraki yıllarda ise Yalova merkez, Çiftlikköy ve özellikle Armutlu ilçesinde görmek mümkün.

Bugün yalnızca Yalova ve çevresinde 10 bini aşkın Siirtlinin yaşadığına işaret eden Akdemir, otomotiv bayiliklerinden inşaata, mimarlıktan mühendisliğe kadar pek çok sektörde Siirtlilerin aktif rol üstlendiğini vurguluyor.

 İstanbul, Ankara, Bursa, Balıkesir, İzmit, Gaziantep, Mersin ve Antalya başta olmak üzere Türkiye genelinde yüz binlerce Siirtlinin farklı nedenlerle memleketinden ayrılarak yeni yaşamlar kurduğunu ifade ediyor.

Trakya’dan Edirne’ye Uzanan Yeni Bir Dalga

Son yıllarda dikkat çeken bir başka gelişme ise Siirtlilerin Trakya bölgesine artan ilgisi. Tekirdağ’ın ardından Edirne’de de Siirtli nüfusun belirgin biçimde arttığına değinen Akdemir, Edirne’de kurulan Siirt Kültür ve Dayanışma Derneği’nin bu yayılımın ve artan toplumsal etkinin somut bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Bu tablo, Siirtlilerin Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna yalnızca sayısal olarak değil, etki ve ağırlık bakımından da güçlendiğini ortaya koyuyor.

Siirt’in Zenginliği: Ürün, Kültür ve Coğrafi İşaret

Yazının ikinci bölümünde ise Siirt’in ekonomik ve kültürel zenginliği mercek altına alınıyor. 

Siirt fıstığının artık yalnızca Türkiye’de değil, dünya pazarlarında da tanınır hale geldiği; bıttım sabununun cilt ve saç sağlığı açısından gördüğü ilginin hızla arttığı; büryanın İstanbul başta olmak üzere büyük şehirler aracılığıyla geniş kitlelere ulaştığı vurgulanıyor.

 Pervari balının markalaşarak yayla çiçek balları arasında üst sıralara yerleşmesi de bu zenginliğin önemli bir parçası olarak gösteriliyor.

Akdemir’e göre Siirt’i benzerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, coğrafi işaret potansiyeli taşıyan ürün çeşitliliğinin 40–50’yi bulması. 

Tiftik battaniyesi ve seccadelerden fıstığa, baldan sabuna; yerel tarım ürünlerinden geleneksel el sanatlarına ve mutfak kültürüne kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Bu çeşitlilik, Siirt’in kadim tarihinin ve farklı kültürlerin bileşkesi olmasının doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Asırlık Lezzetler, Kadim Bir Mutfak

Siirt mutfağı ise yazının en dikkat çekici bölümlerinden biri. 

Binlerce yıllık bir geçmişin izlerini taşıyan yemek kültürü, Mezopotamya ve Pers başta olmak üzere pek çok büyük medeniyetin etkisini barındırırken, özgünlüğünü de korumayı başarmış durumda.

 Büryan ve perde pilav gibi lezzetlerin dünya mutfağına açılma yolunda ilerlediği; buna karşılık pek çok yemeğin unutulma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu uyarısı yapılıyor.

Bu nedenle, geleneksel tariflerin kayıt altına alınması, ustaların yetiştirilmesi ve yalnızca birkaç popüler yemekle sınırlı kalınmaması gerektiği vurgulanıyor. 

Geçmişte Siirt’te önemli bir yere sahip olan helvacılar çarşısı ve susam temelli helva üretimi de bu kültürel mirasın önemli parçaları arasında gösteriliyor.

“Siirt’e Sahip Çıkmak Hepimizin Görevi”

Yazının sonunda yer alan duygu yüklü mesaj ise geniş bir kesimin ortak hissiyatını yansıtıyor. 

Siirt’i tanıtmak, değerlerine sahip çıkmak için gösterilen çabanın kıymetli olduğu vurgulanırken, bu gayretin çoğalması halinde Siirt adının bugün çok daha farklı ve güçlü bir noktada olacağı ifade ediliyor.

Gazeteci gözüyle bakıldığında, bu değerlendirme yalnızca bir teşekkür yazısı değil; aynı zamanda Siirtlilere yönelik güçlü bir çağrı niteliği taşıyor: Kültüre, ürüne, tarihe ve dayanışmaya sahip çıkıldığında, Siirt’in adı da değeri de hak ettiği yere ulaşacaktır.

 

Haber Kaynak : Haber Merkezi

Haber Editörü

Haber Merkezi


Cuma 9.2 ° / 2.6 °
Cumartesi 7.3 ° / 4.8 °
Pazar 7.3 ° / 4.4 °

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.