Suriye’den Anadolu’ya Uzanan Bir İrşad Halkası: Ahmed-i Haznevî Hazretleri

Son devirde Suriye topraklarında yetişen büyük velîlerden Ahmed-i Haznevî Hazretleri, ilmiyle, irfanıyla ve sabrıyla hem Anadolu’da hem de Suriye havzasında derin izler bırakan bir mürşid olarak tarihteki yerini aldı.

Genel 15.02.2026 22:48:00 0
Suriye’den Anadolu’ya Uzanan Bir İrşad Halkası: Ahmed-i Haznevî Hazretleri

Ahmed-i Haznevî


Suriye’den Anadolu’ya Uzanan Bir İrşad Halkası: Ahmed-i Haznevî Hazretleri


Son devirde Suriye topraklarında yetişen büyük velîlerden Ahmed-i Haznevî Hazretleri, ilmiyle, irfanıyla ve sabrıyla hem Anadolu’da hem de Suriye havzasında derin izler bırakan bir mürşid olarak tarihteki yerini aldı.

 1949 yılında Suriye’nin Kamışlı kazasına bağlı Telma‘rûf köyünde Hakk’a yürüyen bu müstesna şahsiyetin kabri bugün de ziyaretgâh olmaya devam ediyor.


Babası Hoca Murad Efendi, Mardin’in İdil (Hazah) ilçesine bağlı Banihe köyündendi.

 Ahmed Haznevî, Kamışlı’ya bağlı Hazne (Hızna) köyünde doğduğu için “Haznevî” nisbesiyle anıldı. 

Doğum tarihi bilinmemekle birlikte, yaşadığı dönem Osmanlı’nın son yılları ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerine tekabül eder; yani çalkantılı bir çağda irşad vazifesini yürüttü.


İlmin İzinde Bir Ömür


Ahmed Haznevî Hazretleri ilk tahsilini memleketinde yaptıktan sonra Diyarbakır’ın Silvan kazasına giderek devrin tanınmış âlimlerinden Molla Hüseyin Küçük Efendi’den zâhirî ilimleri tahsil etti ve icazet aldı.


Ancak onun kalbinde sadece zahirî ilim değil, tasavvufî terbiye arzusu da vardı.

 Bu arayış onu Nurşin’e götürdü.

 Burada önce Abdurrahmân Tâgî’nin halifesi Şeyh Abdülkadir Efendi’nin sohbetlerine katıldı; ardından Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî Hazretleri’nin talebesi oldu.


On beş yıl boyunca bazen yaya, bazen binekli olarak Nurşin’e gidip geldi. 

Bu süre zarfında sadece ilim değil, nefis terbiyesi, sabır ve teslimiyet dersi aldı.


Nefis Terbiyesi: Bir Sofra İmtihanı


Ahmed Haznevî’nin kendi dilinden aktardığı bir hatıra, onun manevî yolculuğunun özeti gibidir.

 Bir ziyafet davetinde güzel yemekler yiyeceğini düşünerek nefsinin sevinmesi üzerine, hocası onu davete götürmedi.

 O gün nefsine dönerek şöyle muhasebe yaptı:
“Bütün suç senindir ey nefsim. Güzel yemeklere tamah ettin. Bu kapıda sabırlı olmalı ve isteklerini terk etmelisin.”


Bu hadise, tasavvuf yolunun sadece zikir değil, aynı zamanda nefsin ince tuzaklarını fark etmek olduğunu gösteren çarpıcı bir örnektir.


“Zerre Kadar Nefis…”


Bir gün hocası Muhammed Ziyâüddîn Nurşînî Hazretleri at üzerinde ona şu ikazda bulundu:
“İnsanın zerre kadar nefsi olsa, o Allah’tan uzaktır.

 İnsanın evini yıkan en büyük düşmanı kendi nefsidir.”
Ahmed Haznevî bu sözleri hayatı boyunca şiar edindi.


Yeşil Şeyh Hadisesi: Sabırla Gelen Hakikat


Şöhreti yayıldıkça bazı çevrelerde rahatsızlık oluşturdu. “Yeşil Şeyh” diye bilinen bir zat, talebelerinin Ahmed Haznevî’ye yönelmesi üzerine onu toplantıya çağırdı.

 Hakaret dolu sözler sarf etti.


Ahmed Haznevî’nin cevabı ise tarihe geçen bir teslimiyet cümlesiydi:
“Eğer işim Allah içinse, değil sen, senin gibi yüz kişi de olsa bunu bozamaz. 

Yok Allah için değilse, altı aya kalmaz darmadağın olur giderim.”
Bu söz karşısında Yeşil Şeyh hakkı teslim etti. 

Bu olay, Ahmed Haznevî’nin vakarını, özgüvenini ve ihlâsını gözler önüne serdi.


Nakşibendiyye Yolunda İrşad


Ahmed Haznevî Hazretleri, Nakşibendiyye yolunun faziletini sıkça vurguladı. Bu yolun en temel esaslarını üç başlıkta topladı:
Muhabbet
İhlâs
Mürşide tam teslimiyet
“Şeriata aykırı olan herhangi bir tarikat zındıklıktır.” prensibini merkeze alarak şeriat–tarikat bütünlüğünü savundu.


Ramazan Tavsiyeleri
Ramazan ayı hakkında yaptığı sohbetlerde şunları vurguladı:
Orucu acele açmak, sahuru tehir etmek
Teravih ve hatimlere devam etmek
Bu ayı ganimet bilmek
Günahlardan sakınmak
“Ramazan’da iyiye alışan, yıl boyu iyi olur.” sözleri, onun irşad metodunun özeti niteliğindedir.


Yetiştirdiği Büyükler
Ahmed Haznevî’nin yetiştirdiği isimler arasında en dikkat çekeni, kabri Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde bulunan Abdülhakîm Hüseynî Hazretleri’dir. 

Bu silsile günümüzde de geniş bir kitleyi etkilemeye devam etmektedir.


Mektupları ve Mirası


Talebelerine yazdığı mektuplar oğlu Şeyh İzzeddin tarafından toplanmış, Nusaybin Müftüsü Hasip Seven tarafından tercüme edilerek 1982 yılında İstanbul’da “Mektûbât” adıyla yayımlanmıştır.


Mektuplarında özellikle şu üç esası tekrar eder:
Şeriata bağlılık
Bid’atlardan sakınma
Zamanın kıymetini bilme
Ölüm Üzerine İbretli Sözleri
Bir taziye esnasında söylediği şu sözler bugün dahi ders niteliğindedir:
“Ölüm musibetlerin en büyüğüdür; ondan gafil olmak ise daha büyük musibettir.”


Ve devamında şu hakikati hatırlatır:
“Biz dünyada ebedî kalmak için değil, faydalı işler yapmak için yaratıldık.”


Değerlendirme
Ahmed-i Haznevî Hazretleri’ni incelediğimizde üç temel özellik öne çıkıyor:
İlme Dayalı Tasavvuf – Zahirî ilimle bâtınî terbiyeyi birlikte yürüttü.


Şöhretten Kaçan İhlâs – Kalabalıkla değil, samimiyetle yürüdü.


Sabır ve Yumuşaklık – Hakarete sükûnetle cevap verdi.


Bugün manevî rehberlik tartışmalarının yoğun olduğu bir dönemde, Ahmed Haznevî’nin hayatı bize şunu hatırlatıyor: İrşad makamı iddia ile değil, ahlâk ve sabırla kazanılır.


Suriye’nin Hazne köyünden yükselen bu manevî ışık, Nurşin’den Menzil’e, Anadolu’dan Ortadoğu’ya uzanan bir irşad zincirinin önemli halkasıdır.


Onu anlamak, sadece bir biyografi okumak değil; sabrı, ihlâsı ve nefis muhasebesini yeniden hatırlamaktır.

Haber Kaynak : Haber Merkezi

Haber Editörü

Haber Merkezi


Pazartesi 14.3 ° / 3.1 °
Salı 15 ° / 6.9 °
Çarşamba 16.5 ° / 7 °

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.