Doğduğum, büyüdüğüm ve hiç tereddüt etmeden geri döndüğüm şehir: Siirt

Doğduğum, büyüdüğüm, kişiliğimin şekillendiği ve üniversite yılları sonrası hiç tereddüt etmeden dönüp yerleştiğim şehir… Gönlümüze taht kurmuş kadim memleket: Siirt.

Kültür Sanat 19.01.2026 15:47:00 0
Doğduğum, büyüdüğüm ve hiç tereddüt etmeden geri döndüğüm şehir: Siirt

SİİRT’TEN İZLENİMLER (1) Murat AKDEMİR

Doğduğum, büyüdüğüm ve hiç tereddüt etmeden geri döndüğüm şehir: Siirt

Doğduğum, büyüdüğüm, kişiliğimin şekillendiği ve üniversite yılları sonrası hiç tereddüt etmeden dönüp yerleştiğim şehir…
Gönlümüze taht kurmuş kadim memleket: Siirt.

1984 sonrası yıllarda, özellikle öğretmenleri hedef alan terör belasına rağmen; İzmir gibi büyük bir şehirde yaşamayı, akademik olarak profesörlüğe uzanabilecek bir kariyer yolunu ardımda bırakıp gönüllü olarak döndüğüm yerdi burası. Siirtli tabiriyle Veleye’miz

Aynı zamanda 1970’li yılların sonlarında mezun olduğum, kentin en köklü eğitim kurumlarından Siirt Lisesi’nde; coğrafya öğretmeni ve idareci olarak 15–20 yıl hizmet ettiğim memleketim.

Yıllar sonra, misafir olarak yeniden Siirt’e geldiğimde gördüklerimi, hissettiklerimi ve zihnimde canlanan anıları bu yazı dizisinde aktarmak istedim.

Batman’dan Siirt’e: Bir Yolun Anlattıkları

Yaklaşık 7–8 yıl önceydi…
Neredeyse 15 yıl boyunca hiç uğramadığım memleketime kavuşmak için İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan uçağa bindik. Ancak uçağımız, havaalanı olmasına rağmen Siirt’e değil, Batman’a indi.

Bir zamanlar köy olan, yıllarca Siirt’in eski ilçesi olarak anılan Batman’ın bugün metropol olma yolunda hızla ilerlemesi; buna karşılık Türkiye’nin en eski havaalanlarından birine sahip Siirt’e sefer yapılmaması içimi burktu. Garip ve üzücüydü.

Batman’dan yola çıktığımızda, Siirt’e yaklaştıkça yolun kalitesinin düştüğünü fark ettim. Satıh kaplaması, şerit sayısı, gereksiz virajlar ve rampalar; uzun yıllar ihmal edilmişliğin izlerini taşıyordu. Geçmişte şehirde günlerce su akmaması gibi sorunları hatırladım. Ne yazık ki, kısmen de olsa bu ihmallerin hâlâ sürdüğüne şahit oldum.

Hızla Büyüyen Bir Şehir

Buna rağmen, Siirt’in ana girişindeki çevre yolları ve düzenlenmiş geniş kavşaklar, şehrin ne kadar hızlı büyüdüğünü açıkça gösteriyordu.
Önce terör, ardından Ilısu Barajı nedeniyle kamulaştırılan köy arazileri… Köy nüfusunun Veleye’ye akışının izleri daha şehir girişinde hissediliyordu.

Çocukluğumuzda yaz aylarında yüzmeye gittiğimiz Kezer Çayı’ndan itibaren başlayan site tipi, çok katlı yapılar; şehre girdikçe 10 kata kadar yükselmişti.
Bir zamanlar Diyarbakır’da gördüğümüzde “ne kadar yüksek” diye hayret ettiğimiz binalar artık Siirt’in siluetine karışmıştı. Şehir, yatay büyüdüğü kadar dikey de yükselmişti.

Siirt Lisesi: Hatıralarla Dolu Bir Ziyaret

İlk iş olarak, yıllarca görev yaptığım Siirt Lisesi’nin hemen yanındaki öğretmenevine yerleştim.
Odamdan Bıttımlık Tepesi görünüyordu. Eskiden orada yükselen koca bıttım ağaçlarından eser kalmamış, her yer binalarla dolmuştu.

Okuluma uğramadan edemezdim.
Bahçeye girer girmez, mesai arkadaşlarımızla birlikte öğrencilerimize ektirdiğimiz ağaçları gördüm. Yıllar onları da büyütmüştü. Salkım söğütler, bir zamanlar kurak olan Siirt’e saç örgüsü gibi yeşil bir güzellik katıyordu.

Ancak hüzün de vardı…
Çocuklarımın güvenle oynadığı, on yılı aşkın süre aileme yuva olan lojman yıkılmıştı. Daha da acısı, okulda tek bir tanıdık yüzün kalmamış olmasıydı. Bu durum, Siirt’te yaşanan büyük göçü anlatmaya tek başına yetiyordu.

Erdef Oteli ve Değişmeyen Meydan

Ertesi gün, Siirt’in ilk yıldızlı otellerinden Erdef Oteli’ne geçtim.
Otelin, halk arasında “Heykel” olarak bilinen, Arapça tabiriyle “ınt Heykel Atatürk” meydanının hemen yanında oluşu beni cezbetmişti. Bir yanı yeni belediye binasına, diğer yanı askeriyenin geniş bahçesine bakan bu yorgun bina; konumuyla hâlâ şehrin kalbiydi.

Eski Siirt Sokaklarında Bir Yürüyüş

Eşyalarımı bırakır bırakmaz, çocukluğumun sokaklarına doğru yürüdüm.
Eruh yönüne uzanan, yeni adıyla Doğan, eski adıyla Ğolaniye yoluna baktığımda zihnimde üç görüntü belirdi:

İğne olmak için götürüldüğümüz eski sağlık ocağı

Ders çalıştığımız halk kütüphanesi

Çocukluğumuzun en büyük eğlencesi olan Billoris Ilıcası (Garnave)

Kükürtlü suların çürük yumurta kokusu, gözleri yakan buharı hâlâ burnumdaydı.

Cumhuriyet Caddesi’nden yukarı doğru yürüyerek İnönü Mahallesi’ndeki eski evimizin yoluna koyuldum.
Sok’ıl Meşeyeh’e (Şeyhler Çarşısı) vardığımda içim burkuldu. Çarşı köhneleşmiş, eski bakkalların hiçbiri kalmamıştı. Ticaret aşağı şehre taşınmıştı.

Ama bu çarşı bize önemli bir şey anlatıyordu:
Bir zamanların din âlimleri, hem ibadetlerini yapıyor hem de bu çarşıda çalışarak geçimlerini sağlıyordu. Kimsenin etkisi altına girmeden, dünyevi beklentilerden uzak bir dini hayat sürüyorlardı.

Allah hepsine gani gani rahmet eylesin.

(Devamı: SİİRT’TEN İZLENİMLER – 2)

Haber Kaynak : Haber Merkezi

Haber Editörü

Haber Merkezi


Pazar 6.7 ° / 3.7 °
Pazartesi 11.5 ° / 5.4 °
Salı 9.3 ° / 5.8 °

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.