Yıllardır Siirt için "bahtsız şehir" tanımı kullanılıyor. Oysa bu söylem, hem gerçeklerle örtüşmüyor hem de kentin potansiyelini gölgeliyor. Bu topraklardan genel başkanlar, başbakanlar, ülke genelinde iz bırakan akademisyenler, iş insanları ve yöneticiler çıktı. Türkiye'nin dört bir yanında başarı hikâyesi yazan binlerce Siirtli var.
Son yıllarda yollar yapıldı, ulaşım kolaylaştı. Ancak üretim aynı hızla artmadı. Genç nüfus göç etti; tarım markalaşamadı, sanayi beklenen ivmeyi yakalayamadı. Bu tablo, "kader" söylemiyle açıklanamaz. Sorun, potansiyelin planlı ve birlikte harekete geçirilememesinde.
Siirt'in elinde küçümsenmeyecek imkânlar bulunuyor:
Bereketli topraklar ve güçlü hayvancılık altyapısı
Siirt fıstığı ve bal gibi yüksek katma değerli ürünler
Genç nüfus ve üniversite potansiyeli
Türkiye'nin dört bir yanına ve yurt dışına yayılmış geniş diaspora
Bu başlıklar, doğru planlama ve iş birliğiyle kısa sürede ekonomik ve sosyal değere dönüşebilir.
Şehrin geleceği, gençlerin sürece aktif katılımıyla ve dışarıdaki Siirtlilerin organize gücüyle şekillenecek. Girişimcilik, kooperatifleşme, markalaşma ve nitelikli üretim; kamu, özel sektör ve sivil toplumun aynı hedefte buluşmasıyla mümkün.
Artık kaderden değil, imkânlardan konuşma zamanı. Siirt, bekleyerek değil; birlikte üreterek ayağa kalkacak. Umut, dışarıdan gelecek bir lütuf değil; içeriden büyütülecek ortak bir iradedir.
Siirt'in geleceği hâlâ bizim elimizde.
Kaynak:Nasih Oran