Tarih: 28.01.2026 00:02

Şâh-ı Bilvânis: Seyyid Fevzeddin el-Hüseynî Hazretleri Kimdir?

Facebook Twitter Linked-in

Şâh-ı Bilvânis: Seyyid Fevzeddin el-Hüseynî Hazretleri Kimdir?


Şâh-ı Bilvânis Şeyh Seyyid Fevzeddin el-Hüseynî Hazretleri, Nakşibendî-Hâlidî yolunun önemli simalarından biri olarak ilim, irşad ve manevî hizmetleriyle tanınmaktadır. 

Hazretleri, Seyyid Muhammed Raşid el-Hüseynî Hazretleri'nin büyük oğlu olup, 1957 yılında Siirt'te dünyaya gelmiştir.


Aile Kökeni ve Hayatı


1971 yılında ailece Adıyaman'ın Kâhta ilçesine bağlı Menzil (resmî adıyla Durak) Köyü'ne hicret eden Seyyid Fevzeddin Hazretleri, hayatının farklı dönemlerinde çeşitli şehirlerde ikamet etmiştir.


1983–2003 yılları arasında Ankara'da,


2001–2002 yıllarında ise manevî işaretler üzerine Eskişehir Sivrihisar ilçesine bağlı Bilvânis (bugünkü adıyla Buhara) Köyü'nde ikamet etmiştir.
Bu dönemler, Hazretleri'nin ilim ve irşad hizmetlerinin olgunlaştığı safhalar olarak değerlendirilmiştir.


İlim Tahsili ve İcâzetleri


Seyyid Fevzeddin el-Hüseynî Hazretleri;
Muhterem dedeleri Seyyid Abdülhakim el-Hüseynî,
Babaları Sultan Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri,
Doğu medreselerinin önde gelen âlimleri
yanında ilim tahsil etmiştir.


İlim icâzetini ise büyük âlim Seyda Molla Yahya el-Abbâsî Hazretleri'nden almıştır.


Tasavvufî Terbiye ve Hilâfet Süreci


Tasavvufî terbiyesini sırasıyla;
Dedesi Ğavs Hazretleri,
Babası Sultan Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri,
Günümüz Menzil Şeyhi olan muhterem amcası Seyyid Abdülbaki el-Hüseynî,
nezdinde sürdürmüştür.


Son olarak, babasının emri ve manevî işaretiyle Seyyid Abdülbaki Urfa Hazretleri'nden hilâfet alarak irşad vazifesiyle taçlandırılmıştır.


"İleride Büyüklerden Olacaktır"


Henüz çocuk yaşlarındayken dedesi Ğavs-i Kasrevî Hazretleri, çevresindekilere:
"Fevzeddin'e dikkat edin, o ileride büyüklerden olacaktır."


buyurarak onun manevî istikbaline işaret etmiştir.
Ailesi ve Evlatları
Şeyh Seyyid Fevzeddin Hazretleri'nin dokuz evladı olmuş; kızlarından biri ile Muhammed Enes isimli oğlu küçük yaşta vefat etmiştir.


Hayatta olan erkek evlatları:
Hayrullah,
Bedrullah,
Muhammed Emin'dir.
Talebeleri ve Halifeleri
Seyyid Fevzeddin el-Hüseynî Hazretleri, çok sayıda talebe yetiştirmiş, ilim ve irşad halkaları oluşturmuştur. 

Bu kapsamda:
Taroni Köyü'nden Seyyid Seyda Molla Kutbeddin (kuddise sirruhû)'ya hilâfet vererek irşad görevini tevdi etmiştir.


Bu hilâfet, bölge halkı ve tasavvuf çevrelerinde büyük bir teveccühle karşılanmıştır.


Dua ile…
Allah Teâlâ,
Şeyh Seyyid Fevzeddin el-Hüseynî Hazretleri'nin makamlarını âlî, ilim ve irşad hizmetlerini dâim eylesin.
Âmîn.


Seyyid Molla Yusuf Arvas Hazretleri'nden Dikkat Çeken Hatıra


Seyyid Molla Yusuf Arvas Hazretleri, Seyyid Muhammed Raşid el-Hüseynî Hazretleri ile ilk karşılaşmasını şu sözlerle anlatmaktadır:
1966 yılında, amcası Şeyh Mustafa Hazretleri'nin vefatının ardından Ğavs Hazretleri'nin yanına gittiğini belirten Arvas Hazretleri, amcasının Şeyh Şehabeddin Hazretleri'nin halifesi olduğunu ve Şeyh Şehabeddin Hazretleri'nin de Gavs-ı Hizânî Hazretleri'nin torunu olduğunu ifade etmiştir.


Amcası Şeyh Mustafa Hazretleri'nden mollalık icazeti aldığını dile getiren Seyyid Molla Yusuf Arvas Hazretleri, kendisinin de 15–16 talebeye icazet verdiğini, çok sayıda talebe ile yakından ilgilenerek ilim ve irfan yolunda hizmet ettiğini vurgulamıştır.


İlk kez Gavs Hazretleri'nin huzuruna çıktığında aralarında geçen diyaloğu da paylaşan Arvas Hazretleri, şunları söylemiştir:
"Efendim, ben tarikat almış biriyim. Ziyaretinize geldim, yalnızca tövbe almak istiyorum. Sizin benim için ne kadar faydalı olacağınızı ben bilemem. Eğer böyle olmasaydı buraya gelmezdim."


Bu sözlerin ardından Gavs Hazretleri'nin kendisine memleketini ve nesebini sorduğunu, daha sonra ise "Biz akrabayız" buyurduğunu aktaran Arvas Hazretleri, kendisinin Arvas Seyyidlerinden olduğunu da bu vesileyle dile getirmiştir.
Seyyid Molla Yusuf Arvas Hazretleri, Gavs Hazretleri'nin kendisine hitaben şu hakikati hatırlattığını ifade etmiştir:
"Şeyh haktır, tarikat haktır. Ancak hayatta olan bir mürşid-i kâmile bağlanmak gerekir. Çünkü insan günahsız değildir; mutlaka hata eder."
Bu sözlerin, tasavvuf yolunda canlı bir irşad halkasına bağlanmanın önemini açıkça ortaya koyduğunu belirten Arvas Hazretleri, manevî terbiyenin sürekliliğine dikkat çekmiştir.
İstersen:
Daha kısa bir alt metin,
Soru–cevap formatlı versiyon,
ya da www.siirthaberci.com'a özel daha resmî bir final paragrafı da hazırlayabilirim.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —