"Ramazan Geliyor" Diye Sevinmek İmandandır
Rahmetin, bereketin ve arınmanın ayı Ramazan'a yaklaşırken; gönüllerde tarifsiz bir sevinç, şehirlerde ise manevi bir hazırlık hissi beliriyor.
Bu sevinç, sadece takvim yapraklarının değişmesiyle ilgili değil; inancın derinliklerinden gelen bir uyanışın habercisi.
Ramazan; sofraların sadeleştiği, kalplerin zenginleştiği bir zaman dilimi.
İftar öncesi uzayan dakikalarda sabır, sahurun sessizliğinde tefekkür, teravihte omuz omuza duruş…
Tüm bunlar, bireysel ibadetin ötesinde toplumsal bir dirilişe işaret ediyor.
Peygamber Efendimiz'in müjdelediği bu mübarek ay, Müslüman için bir muhasebe ve yenilenme fırsatı.
Gazeteci gözüyle bakıldığında Ramazan, sadece ibadet takvimi değildir; aynı zamanda bir ahlâk mevsimidir.
Paylaşmanın çoğaldığı, kırgınlıkların azaldığı, merhametin gündelik hayata daha görünür şekilde sirayet ettiği bir iklimdir.
Komşuluk ilişkilerinden esnafın terazisine, aile içi muhabbetten sosyal yardımlaşmaya kadar pek çok alanda Ramazan'ın dönüştürücü etkisi hissedilir.
Bu ayda sevinmek, imanla kurulan bağın doğal bir tezahürüdür. Zira mümin, Ramazan'ı bir yük değil; bir lütuf olarak görür.
Oruçla nefsi terbiye etmenin, Kur'an'la kalbi aydınlatmanın, dua ile Rabb'e yaklaşmanın sevinci yaşanır.
Gecelerin kıymeti artar, gündüzlerin telaşı yerini sükûnete bırakır.
Ramazan'a duyulan bu sevinç, aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır.
Daha adil, daha merhametli, daha ölçülü bir hayatın mümkün olduğunu hatırlatır.
Kalabalık iftar sofralarında yalnızları unutmamak, bereketi paylaşmak ve gönülleri onarmak bu ayın ruhuna dahildir.
Kısacası Ramazan geliyor diye sevinmek; takvimsel bir beklentiden çok, imanın diri olduğunun göstergesidir.
Bu sevinç, kalpten kalbe yayılan bir umut ve yenilenme davetidir.
Rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı bu mübarek ay, hepimiz için hayra vesile olsun.
