"Hizmet Nimettir, Yolun Anahtarı İlimdir"
Molla Seyyid Galib Elhüseynî'den Gavs-ı Kasrevî Hazretleri'ne dair ibretlik hatıralar
Tasavvuf ve ilim geleneğimizin yaşayan temsilcilerinden Molla Seyyid Galib Elhüseynî, sohbetlerinde sık sık ilim–hizmet–irşad dengesine dikkat çekerek, bu yolun fedakârlık ve sorumluluk gerektirdiğini vurguluyor.
Elhüseynî Hazretleri'nin aktardığı hatıralar, özellikle Gavs-ı Kasrevî Hazretleri'nin hayatından kesitlerle, hizmet anlayışının derinliğini gözler önüne seriyor.
Yetimlikten İrşada Uzanan Bir Hayat
Gavs-ı Kasrevî Hazretleri, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gibi yetim büyümüş; önce babasını, ardından annesini kaybetmiştir.
İlim tahsil etme arzusu olmasına rağmen, sorumluluğunu taşıdığı kız kardeşlerini kimsesiz bırakmamak için evlenmiş; onları hanımının yanına emanet ederek ilim yoluna koyulmuştur.
Bu tercih, onun hayatındaki fedakârlığın ve sorumluluk bilincinin ilk örneklerinden biri olarak anlatılmaktadır.
"Her Şeyin Başı İlimdir"
Molla Seyyid Galib Elhüseynî, Gavs Hazretleri ile arasında geçen bir konuşmayı şöyle aktarır:
Medreseyi bitirdikten sonra kendisine idari bir görev teklif edildiğinde, tercihini ders vermekten yana kullandığını ifade etmiş; bu duruş, Gavs Hazretleri'ni son derece memnun etmiştir.
Elhüseynî Hazretleri, bugün dahi talebelere ders vermeye devam ettiğini belirterek şu vurguyu yapmaktadır:
"Her şeyin başı ilimdir. İrşadın başı da ilimdir. İlme sarılmazsak insanları yanlış yönlendiririz."
Bu anlayışa göre hizmet, yalnızca fiilî faaliyetlerden ibaret değil; sağlam bir ilmi temel üzerine inşa edilmesi gereken bir sorumluluktur.
Kırk Köy, Bir Kişi ve Büyük Huzur
Gavs-ı Kasrevî Hazretleri'nin irşad için çıktığı kırk günlük yolculuk, hizmet anlayışının özeti niteliğindedir.
Kırk köy dolaşılmış, bazı yerlerde kapılar kapatılmış; neticede yalnızca bir kişi tövbe ve tarikat almıştır.
Buna rağmen Gavs Hazretleri'nin dönüşte son derece huzurlu olduğu anlatılır.
Sebebini soranlara verdiği cevap ise dikkat çekicidir:
"Ahirette Peygamber Efendimiz bana 'Ümmetim için ne yaptın?' diye sorduğunda, 'Görevimi yaptım' diyebileceğim.
Hidayet Allah'tandır."
"Hizmet Etmeden Bu Duayı Nasıl Ederiz?"
Elhüseynî Hazretleri, ümmet için gayret göstermeden yapılan duaların vicdani karşılığını sorguluyor.
"Peygamber Efendimiz'in sancağı altında haşrolmayı" dileyenlerin, bu ümmet için çaba göstermesi gerektiğini ifade ediyor.
Kendi adına konuşarak, hizmet etmeden bu duayı etmeye yüz bulamayacağını dile getiriyor.
Hizmet Bir Nimet
Gavs-ı Kasrevî Hazretleri'nin sıkça tekrarladığı "Hizmet nimettir" sözü, bu yolun temel prensiplerinden biri olarak aktarılıyor.
Hizmet sayesinde kişinin Allah rızasına vesile olduğunu, bunun da uhrevî ecir ve mükâfatlara kapı araladığını ifade eden Elhüseynî Hazretleri, Tarîkat-ı Âliyye'de ilerlemenin ancak hizmetle mümkün olduğunu vurguluyor.
Bu anlayışın tarihî örnekleri de hatırlatılıyor. Şeyh Mevlânâ Hâlid'in hizmet için Hindistan'a gidip yıllarca orada kalması, sadatların tamamının benzer fedakârlıklar göstermesi bu yolun karakterini ortaya koyuyor.
Halifeden Sofraya, Sofradan Hizmete
Anlatılanlara göre, Gavs-ı Kasrevî Hazretleri'nin halifeleri; ilim ve irşad makamlarında olmalarına rağmen en ağır hizmetleri bizzat yapmaktan geri durmamışlardır.
Rahmetli Gavs Hazretleri'nin de Seyda Hazretleri zamanında misafirlerin yemeklerini taşıması, hizmette makam gözetilmediğinin açık bir göstergesi olarak aktarılmaktadır.
Sonuç olarak, Molla Seyyid Galib Elhüseynî'nin aktardığı bu hatıralar; ilmin rehberliğinde, samimiyetle yapılan hizmetin hem dünyada huzur hem de ahirette yüz akı olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu yolun özü ise tek bir cümlede özetleniyor:
"Hizmet nimettir; hizmet yoksa yol da yoktur."